Sayı 175
En sevdiğiniz bültenin yeni sayısı. Tabii.
Dünyada olup biten kötü şeyleri yok sayarak hazırlanan yeni bir sayıyla karşınızdayız.
🗨 Gazetelerin “emekliye müjde” duyuruları gibi, teknoloji ve pazarlama odaklı yayınların da “xyz bitti”, “bildiğimiz yzx artık mevta oldu” temalı klişe başlık kalıbı var, biliyorsunuz. Medya işinde bunlar dipsiz kuyu gibidir. Haberlerin doğruluğu yanlışlığı bir yana, bir kez bulaşırsanız dönüşü olmaz; sürekli ortaya çağ açıp çağ kapatan içerikler atmak zorunda kalırsınız. Bildiğimiz reklamcılığın sonu temalı sayısız haberin, görüş yazısının sebeplerinden biri de bu işte.
It’s Nice That‘te yayınlanan POV: The creative agency model is dead başlıklı yazıyı benzerlerinden ayırıp değerli kılan şey ise gerçek deneyime dayanması. Yakın zamanda kendi ajansını kapatan yazarın gözünden yaratıcı ajans modelinin çıkmazları irdeleniyor.
“…Ajans da buna karşılık bir teklif hazırlar ve bir fiyat belirler. Eğer akıllılarsa bu fiyatın içinde en az %50 kâr marjı olacak şekilde hesap yaparlar. Ancak gerçekte yaratıcı ajansların çoğu, kendi gelir yapıları, genel giderleri ve müşterinin sektördeki ağırlığı gibi faktörlere bağlı olarak kâr marjını %10-20 seviyelerine kadar indirebilir.
Ben de zamanla %15 kâr marjıyla gelen projelere “evet” demeye başladım. Sonra %10’a kadar indim. Kendime bunun geçici olduğunu söyledim. Hacimle telafi edeceğimizi, portföye girecek işlerin bizi daha iyi müşterilere götüreceğini düşündüm. Öyle olmadı.
Sonrası bir ölüm sarmalı. Daha düşük ücret, aynı gelire ulaşmak için daha fazla müşteriye ihtiyaç duymak demek. Daha fazla müşteri ise daha fazla sunum, daha fazla müşteri yönetimi ve sürekli bağlam değiştirmek demek. Ekip tükenmeye başlıyor. İş kalitesi düşüyor…”
Böyle devam eden yazı şu noktaya ulaşıyor: “Ajansımı kapatmak, ömrüm boyunca verdiğim en doğru kararlardan biriydi. Pişman değilim.”
🗨 Ajans sahipliğiyle başladık, çalışan perspektifinden devam edelim. Yaratıcı sektör head hunter’ı şeklinde tanımlayabileceğimiz Fill In The Blanks‘in ortağı Altan Bulur bir diğer kanayan yaraya parmak basarak “Deneyim, geçen takvim yılı değil maruz kalınan döngü sayısıdır” başlıklı bir görüş yazısı paylaşmış. Şöyle bir bölüm var:
“...Global standartlar unvanları sadece zamana göre değil, alınan sorumluluğun finansal büyüklüğüne ve problem çözme karmaşıklığına göre belirler.
2 yıllık çalışana “Senior” demek tehlikelidir. 4 yıllık çalışana “Direktör” demek daha da tehlikelidir.
Bu durum çalışana kendini iyi hissettirebilir, müşteriye “size direktör bakıyor” denilerek hava atılabilir. Ancak bu, çalışanın kariyerine döşenmiş bir mayındır…”
Önce ajans sahiplerine ardından çalışanlara seslendik, gönül rahatlığıyla bültene devam edebiliriz:
Olan biten
👏 AdAge dergisi kendi kriterlerine göre yılın ajanslarını seçtiği A-List‘in 2026 edisyonunu yayınladı. Listede göze çarpan ilk şey, ajansların cool ve havalı fotoğrafları. Kendine değer vermenin ilk adımı yani 🤷♀️
Kanada’nın bağrından kopup A-List’in ilk sırasında kendine yer alan Rethink‘e bir parantez açalım. 25 yaşında bir ajansın bu kadar taze kalmış olması, hatta ilk bakışta yeni ajansmış gibi algılanması büyük başarı. Basit ama güçlü fikir takıntısıyla öne çıkan Rethink, bağımsızlık bayrağını da en yukarıda tutan yaratıcı ajanslardan biri. Hatta önceki sayılardan birinde Aaron Starkman’ın “holdingler arayıp durmasın, bizi satın alacak para yok” minvalindeki açıklamalarına yer vermiştik. Az ve öz müşteri ilkesiyle de en yukarıda bahsi geçen ‘müşteri kalabalığı’ tuzağına düşmüyor.
👙 Ajans dedik, büyük fikir dedik ama bir tarafta da hayatın gerçekleri var: Geride bıraktığımız haftanın en çok konuşulan kampanyası Calvin Klein‘ın Dakota Johnson işi oldu. CK zaten yıllardır fikir mikir yok, bam bam bam taktiğiyle ilerliyor. Burada da 1990’lar bilardo salonu estetiği ile fazlaca kafa yormadan gündem olmayı başardı.
🤷♀️ Haftanın ‘garip’ işlerinden biri de Nike‘ın LeBron James işbirliğinden doğan şu tişört tasarımıydı. Neden böyle bir şeye ihtiyaç duyulmuş bilinmez ama tişörtte adidas ve Reebok‘ın üstü çizilip Nike logosu ‘haylayt edilmiş’. Resmiyette değil tabii ama herkes böyle algılamış en azından.
⚽️ Nike ve adidas arasında şöyle ilginç bir didişme de var: Futbolun en büyük organizasyonlarından biri olan Dünya Kupası önümüzdeki aylarda Amerika’nın da ev sahipliğinde gerçekleşecek. Bunu fırsat bilen adidas, 1994 Dünya Kupası’nda giyilen ikonik formayı yeniden yorumlayarak tişört olarak piyasaya sürdü. Ama ABD takımının bu yılki resmi forma sponsoru Nike 🫢
adidas çok ince görüp kıvrak bir çalımla rol çalmış. Zira Nike’ın forma lansmanı biraz gölgede kalmış gibi görünüyor.
👋 Daha keyifsiz konulara geçelim. Yapay zeka gerekçeli işten çıkarmalar tüm hızıyla devam ediyor. Son olarak Meta’nın toplam işgücünün %20’si ile vedalaşacağı haberi yayıldı (ama doğrulama gelmedi).
👋 Daha net ve acı haber Digg‘den geldi. Geçtiğimiz yıl yeniden hayata dönen şirket bu dönüşü tam becerememiş olacak ki, net bir küçülmeye gideceğini açıkladı. Eski ile yeninin mücadelesi gibi bir durum var. İlgili haberden bir cümle: “Kullanıcı oylarına dayalı içerik sıralama sistemine sahip olan Digg’de çok sayıda otomatik hesap kısa sürede içerik akışını manipüle etmeye başladı.”
📱 Dijital platformların dikey format hevesi de tüm hızıyla devam ediyor. Son olarak Disney+, mobil kullanıcıların kısa video tüketim alışkanlıklarına uyum sağlamak için Verts adlı yeni bir dikey video akışı başlattı. Bu bölümde ilk etapta Disney’in dizi ve filmlerinden alınan kısa ve dikey formatlı klipler yer alacak.
📕 Medyadan iki yeni yayın haberi var:
Yıllarca Platin dergisini yöneten Oya Yalıman, yine ekonomi ekseninde BCC adıyla yeni bir dergi çıkarıyor. Açılımı business, corporate, communication.
Harper’s Bazaar‘dan tanıdığımız Gülen Yelmen de moda ve sanat odaklı Numéro İstanbul ile ‘kendi dergisine çıktı’. Bildiğimiz Numéro’nun lisanslı yayını yani. Bakalım neler getirecek.
Yeri gelmişken bilgi güncellemesi: Birkaç ay önce duyurulan Wired Türkiye‘den henüz ses yok.
🚀 Bir de yeni ajans haberi var:
Son olarak sahibinden.com‘un kurumsal iletişim direktörlüğü görevini yürüten Sanem Çetmin, “Maison Creative” adıyla kendi ajansını kurdu.
💰 Reklamverenler Derneği yeni yönetim kurulunu seçti. Başkan sabit tabii ki. Göz atmak isterseniz kurul listesi şurada.
✍️ Bigumigu “yapay zeka ve yaratıcılar” başlığıyla yeni bir içerik serisine başladı. Tasarımcıların / yaratıcıların yapay zeka ile ilişkisi üzerine kafa açan bir seri. Şimdiden 7 kişiyle konuşulmuş bile. Gerçek isimler, gerçek deneyimler.
Dünyadan akılda kalan reklam filmleri
🖥 Your Way Out
Coinbase, Isle of Any
🖥 Love That
M&S Fashion Home and Beauty, Mother
🖥 There’s a New King and It’s You
Burger King
🖥 Worn Loud Since 1966
VANS
🖥 Expensive Sh*t
Huggies, McCann New York
Yeni anlaşmalar, atamalar
Havas İstanbul 🤝 Biscolata
WPP Media 🤝 Gratis
Gaia 🤝 Yves Rocher Türkiye
Sobraz 🤝 A101
Jellybon 🤝 Canon Türkiye
Madam Martha 🤝 Haier Türkiye
Muse İstanbul 🤝 Jumbo
Weber Shandwick 🤝 Bosch Türkiye
Nurçin Koçoğlu 🚀 Beymen Group - Own Brands Pazarlama ve Büyümeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı
Tahsin Akar 🚀 Eczacıbaşı Yapı Ürünleri CMO’su
Şelale Mısırdalı 🚀 Tribal Worldwide İstanbul Strateji Direktörü
Can Bilginer 🚀 Havas Engage Kreatif Direktörü
Olcay Akay 🚀 Karnaval Kurumsal İlişkiler Başkanı
Derya Özbalcı Yeşilyurt 🚀 Fairmont Quasar İstanbul ve The Grand Tarabya Pazarlama ve İletişim Direktörü
Müge Taşatmanlar 🚀 Pol’s Gıda Pazarlama Direktörü
İpuçları
How to spot a trend before it peaks, and decide if it’s worth it >> Later
I’m a CMO who thinks AI has brought a long-overdue reckoning for top marketers. Here’s how I’m adapting for the future. >> Business Insider
Yapay zeka ve LLM platformları basın bültenlerini nasıl değerlendiriyor? >> B2Press
Pazarlama stratejilerinde markaların karşılaştığı 7 temel gerilim >> Ad Just Brand
Haylayt yeni ajanslara soruyor: Nasıl gidiyor?
Bu soruyu ilk sorduğumuz ajanslar artık 6 yaşında. Ayağımız hepsine de uğurlu geldi. Biz öyle düşünmek istiyoruz en azından.
Son bir (bilemedin bir buçuk) yıl içinde kurulan ajanslara “nasıl gidiyor” diye sorduğumuz serinin bu dönemdeki ilk konuğu PANENKA 👇
Ajans hakkında genel ve özet bilgi verir misiniz? Kurucu(lar) kim, ne zamandan beri faaliyette, müşteriler kim vs.
🗨 Yaklaşık 15 yıl Ogilvy, TBWA İstanbul ve VML gibi ajanslarda çalışan Halil Gökhan Tuna tarafından kurulan PANENKA bir yaşını henüz doldurdu.
Sur Yapı, Kuantist, arabam.com, Logo Pera, Tıkla Gelsin, Yapı Kredi bomontiada, Stablex gibi markalarla çalıştı/çalışıyor.
Tam ne iş yapıyorsunuz? Kendinizi ne ajansı olarak tanımlıyorsunuz?
🗨 PANENKA’nın esas gücü markalara ivme katan projeler üretmesinde yatıyor.
İlk işlerimizden biri kripto platformu Kuantist içindi. Outdoor kampanyamız sosyal medyaya taşarak uygulamanın indirilme sayısını 7 katına çıkardı.
Tıkla Gelsin için yaptığımız “Billboard Hack” projesi ise promosyon kullanımını %25 artırdı. İşin ödül aldığı kategorinin “küçük bütçe, büyük etki” olması da aslında mecra bağımsız yaptığımız işin niteliğini anlatıyor.
Koskoca sektörde neyi yanlış/eksik gördünüz de kendi işinizi kurma yoluna gittiniz?
🗨 Yeteneklerin sektör dışına kaçışına neden olan maddi ve manevi yorgunluk konusuna bir reçete ürettik. Burada her ekstra projemizin gelirini ekiple bölüştüğümüz bir ekonomik modelimiz var. Biraz start-up kafası diyebiliriz. Maddi tatmin burada sağlanıyor. Diğer yandan enerjimizin çoğunu günlük servis işleri yerine etkili yaratıcılık anlamına gelen PANENKA projelere harcıyoruz. Bu da işin manevi tatmin kısmı. Neticede bizle çalışan markalar işini severek yapan deneyimli reklamcılarla çalışmayı garanti etmiş oluyor.
“Yola çıkarken hiç hesaba katmamıştık ama büyük belaymış” dediğiniz bir şey var mı?
🗨 Siyasi gündem! Bunca yıllık deneyimli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak hesaba katmamıştık diyemem ama bu derecesini beklemezdik gerçekten. Farklı dönemlerde üç işimiz gündem nedeniyle yayına ramak kala rafa kalktı. Hatta bir işi yayınladık, 10 dakika sonra ajanslara bir son dakika haberi düştü ve tüm billboardları indirdik.
Bu satırları okuyan bir marka yöneticisi sizin için neden “şunlarla bi tanışsak ya” desin?
🗨 Mesleği hâlâ severek yapabilmek için bir araya gelmiş deneyimli reklamcılar, severek sizin reklamınızı yapsa fena olmaz herhalde.
Yer işaretleri
🔸️AI isn’t coming for advertising – glasses are | Yes, advertising is changing. Fast. AI looks unstoppable and Japanese kids in their basements are now making in hours what directors used to make in months. ChatGPT can write ok copy and I once called a famous executive creative director and amusingly spoke to him in his own voice. It’s here. It’s crazy. But AI isn’t the destroyer of worlds every terrifying Linkedin post says it is. Glasses are. Yes. Glasses. They’re going to change our world within four years. >> Mumbrella
🔸️Media opportunities: The 2026 Asian Beach Games | Long-awaited games in ‘China’s Hawaii’ will make a social-media friendly spectacle. >> MediaCat UK
🔸️5 reasons it’s a great time to be in PR | From the rise of smarter tech tools and a renewed spirit of collaboration, to a cultural shift toward kindness in the workplace, and much more. >> PR Net
🔸️Micro-influencers work. But they aren’t a substitute for brand building | Urban Outfitters, American Eagle and Sephora are assembling armies of micro-influencers to reach fragmented younger audiences. The data is compelling, but the smartest brands know these tiny voices work best alongside the mass reach that still builds brands. >> The Drum
Alıntı
Bir noktada gazeteciliğin —en azından belirli kısımlarının— ölmesi şart. Bir format veya yaklaşım geçmişte işe yaradığı için onun hayatta kalması konusunda ısrar etmek anlamsız. Eğer artık işe yaramıyorsa ya da kimse tercih etmiyorsa bunun anlamı “insanlar artık haber okumuyor” değil de “bu şekilde haber okumak istemiyor” olabilir. Durum böyleyken de kimsenin istemediği veya ihtiyaç duymadığı bir şeyin sektörde boşa yer kaplamasının anlamı yok.
Fakat gazeteciliğe dair romantik ve ideolojik bakış bunu kabul etmemekte ısrarcı. Bu yüzden ne dönüşümü anlayabilmiş ne de bugünün ihtiyaçlarına cevap verebilen birçok isim ve yayın hâlâ gazetecilik dünyasında. Durum böyle olunca da gazeteciliğin günümüze uyum sağlaması için kullanılması gereken güce ve imkana sahip olanlar bunu yapacak kapasiteye ve motivasyona sahip olmayanlar oluyor.
Ahmet Alphan Sabancı | Gazeteciliğin ölümü ve yeniden doğuşu >> N Okuyoruz
Yolluk
Bülteni Yiğit Özşener‘in konuk olduğu İşin Aslı programıyla kapatalım. İlginç şekilde “daha çok konuşsa” dedirten bir sohbet olmuş:
Durumlar böyle. Sonraki sayıda görüşmek dileğiyle, esen kalın.
İletişim gerekirse: akin@tamamdir.net



